“Bu sözünün altına imzamı atarım.” Bu cümleyi günlük hayatta sıkça duyarız. Katıldığımız bir fikre desteğimizi ifade etmek için bu ve benzer cümleleri kullanırız. İmza, tarihi milattan önce 3100 yıllarına uzanan Sümer tabletlerinden bu yana insan hayatının merkezinde yer alan bir uygulama. O dönemden beri insanlarla belgelerin ilişkisinde bu uygulama kritik bir rol oynuyor, iletişimde güveni sağlıyor.
İmzayı, kişinin bir şeyi onayladığını gösteren yazılı bir simge olarak biliyoruz. Hatta el yazısıyla atılan imzalardan imza sahibinin kişilik ve karakter testi dahi yapılıyor. İmza, bir anlamda, bizi yazı düzeyinde temsil eden bir olgu. Ancak günümüzde teknolojinin hızla gelişmesiyle değişim her alanda olduğu gibi imzalara da yansıyor. Son yıllarda büyük kolaylık sağlayan e-imza uygulaması da o alanlardan biri. Bu yazıda, e-imzanın ne olduğuna, nasıl ortaya çıktığına, nerelerde kullanılabildiğine dair detayları bulabilirsiniz.
E-imza Islak İmzanın Yerini Tutar mı?
Bu konuda daha önceden bilgi sahibi olmayan bir kişi için e-imza ile diğer imza türleri arasında geçerlilik konusunda ne kadar fark bulunduğu kafa karıştıran bir mesele. Devlet kurumlarında, özel şirketlerde, sözleşmelerde, resmi belgelerde, elektronik yazışmalarda ve daha birçok yerde karşımıza çıkan e-imzanın işlevleri neler?
Sonda söylenecek şeyi hemen başta söyleyelim: E-imza diğer imza türleriyle eşit oranda geçerliliğe sahiptir. Yani bir yere e-imza attığınızda, ıslak imzayla eşit derecede geçerlilik sağlanır. Bu anlamda, e-imzanın, gerekli şartlar sağlandığı takdirde yasal olarak kabul edilmiş bir imza türü olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız.
E-imza, bir kişinin bir belgede yer alan içeriği veya o içerikten doğabilecek ikincil durumları kabul etmeye dair niyetini gösteren imza çeşididir. Bu haliyle, ıslak imzanın fonksiyonlarının tümü e-imzada da geçerli olacaktır. Yani bir belgedeki e-imzadan doğan sorumluluk ile ıslak imzadaki sorumluluk arasında taraflar açısından herhangi bir fark bulunmaz.

E-imza Güvenli mi?
Sanılanın aksine e-imzanın standart bir formu yoktur. Yani ıslak imzanız gibi her seferine aynı şekilde belgede yer almaz. E-imza, imzalanan belgeye göre farklı biçimde yer alır. Bu biçim, çeşitli matematiksel denklemlerle test edilerek “biricik” hale getirildiği var sayılan bir değere ulaşılması ile bulunur. Yani kısacası, tek bir e-imza yoktur. Ama e-imza sahibi herkesin kendine has bazı anahtarları bulunur. Her atılacak e-imzada bu anahtarlar yoluyla bir değere ulaşılır ve o değer ile e-imza oluşturularak ilgili belgede yerini alır.
Güvenliği artırmak adına, e-imzalar için belli kullanım süreleri belirlenir. 1 ila 3 yıl arasında değişen bu sürelerde hizmetten yararlanabilirsiniz. İşlemden önce e-imzanızı kullanacağınız uygulamaların tamamına yakını, söz konusu süreyi kontrol ederek geçerlilik sürecinin bitip bitmediğini tespit eder. Eğer süre bitmişse herhangi bir işlem yapmanız mümkün olmaz. Bu durumda yeniden başvuru yaparak yeni bir e-imza oluşturmanız gerekecektir. Bu şekilde güncellenen e-imzalarda güvenlik oranı da artar.
E-imza Yasal mı?
İmzayı geçerli kılan, belgedeki işaretin hangi araçla yapıldığı değil kim tarafından yapıldığının kanıtlanabilir oluşudur. Bu açıdan, e-imzanın kimin tarafından atıldığı bilinir ve ispatlanabilir olduğu sürece yasalar açısından herhangi bir sorun açığa çıkmaz.
Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de e-imza, ıslak imza ile eşdeğer kabul edilir. 5070 Sayılı Kanun’da, elektronik imzanın ıslak imza ile eşdeğer olduğu açıkça belirtilir. Bu sebeple, herhangi bir belgede ıslak imza gibi e-imzayı da rahatlıkla kullanabilirsiniz.




You must be logged in to post a comment.