Yeni Bir Web Siteye İhtiyacınız Olduğuna Dair 5 İşaret
Yeni Bir Web Siteye İhtiyacınız Olduğuna Dair 5 İşaret
Web siteniz yanıt vermiyor
Bu liste önem açısından düzenlenmemiş olsa da, web sitenizin duyarlı olmaması yeni bir tane düşünmeye başlamanız için oldukça önemli bir nedendir. Duyarlı bir web tasarımı, web sitenizin farklı cihazlarda doğru bir şekilde görüntülenmesini ve masaüstü PC, dizüstü bilgisayar, tablet veya cep telefonu olsun unutulmaz bir kullanıcı deneyiminin her ekrana çevrilmesini sağlamalıdır.
En önemlisi, son verilere göre mobil kullanım, kullanıcıların% 60’ından fazlasını akıllı telefonlarından web’de gezinmenin bir yolu olarak masaüstü kullanımını hızla geçiyor. Artık her zamankinden daha fazla, yalnızca yanıt vermeyen bir web sitesinde müşterilerinizi uzaklaştırmayı göze alamazsınız. Yapabilir misin?
Web sitenizin yüklenmesi sonsuza kadar sürer
Bu araştırmaya göre, tüketicilerin% 47’si bir sayfanın 2 saniye veya daha kısa sürede yüklenmesini bekliyor. Tüketicilerin% 40’ının yüklenmesi 3 saniyeden uzun süren bir web sitesini terk etmeye karar vereceğine de dikkat çekmek gerekir. Çözüm gayet açık, ziyaretçilerinizi sitede tutmak için anında yüklendiğinden emin olmalısınız. Web sitenizin ekranda görünmesi uzun sürüyorsa, yenisini düşünmenin tam zamanı.
Siteniz çok yavaşsa, dürüst olalım çok geç kalmışsınız demektir. Büyük olasılıkla potansiyel müşterileri kaybediyorsunuz ve Google algoritması sonucuna zarar veriyorsunuz. Ve hepimiz Google’ın kral olduğunu biliyoruz.
Hemen çıkma oranınız yüksek
İlk olarak, hemen çıkma oranı nedir ve neden buna önem vermelisiniz? Google’a göre, hemen çıkma, sitenizdeki tek sayfalık bir oturumdur. Kötü bir şey mi? Sitenizin başarısı, birden fazla sayfayı görüntüleyen kullanıcılara bağlıysa, evet, yüksek hemen çıkma oranı kötüdür.
Hemen çıkma oranınızın yüksek olması için kafa karıştırıcı kullanıcı deneyimi, okunamayan içerik, çekici olmayan tasarım veya hatalı işlevsellik gibi çeşitli nedenler vardır. Şanslısınız, web sitenizin yeni bir tasarımı tüm bunlara yardımcı olabilir.
Markanızla uyumlu değil
Yakın zamanda yeniden markalama yaptınız ve mevcut web siteniz bunu göstermiyor mu? Bu gerçekten size olumsuz geri dönüşler sağlayacaktır. Yenisine ihtiyacınız olduğu kesin.
Günümüzde çoğu işletme için dijital, birincil iletişim yoludur. Web siteniz markanızla eşleşmiyorsa, potansiyel müşterilerinize kafa karıştırıcı bir mesaj gönderiyor olabilirsiniz ve bu hiç de iyi değildir.
Web siteniz iyi görünmüyor
En önemli şey: Web sitenizden memnun musunuz? Bununla gurur duyuyor musunuz? İşletmeniz hakkında doğru bir izlenim bıraktığını düşünüyor musunuz? Cevabınız hayır ise bizimle iletişime geçerek bu konuda sizlere fikir oluşturmamızı sağlayabilirsiniz.
Şaşırtıcı değil, ancak Adobe’ye göre, tüketicilerin% 66’sı güzel ve sade ve düz olarak tasarlanmış bir şeyi görmeyi tercih ediyor. Daha da ötesi, araştırma, izleyicilerin% 68 kadarının çekici düzen ve fotoğrafçılık gibi genel iyi tasarımı içerik görüntüleme deneyiminin ilk üç faktöründen biri olarak seçtiğini öne sürüyor.
- Published in İzmir Web Tasarım
Web Tasarım Yapmak İçin Hangi Dillerin Bilinmesi Gerekir?
HTML ve CSS Mantığı
HTML ve CSS yazılım dilleri değildir. Sadece web tasarım alanında kullanılan, web sitelerinin belirlenen düzende görünmesini sağlayan dillerdir. HTML sitenin iskeletini, CSS ise görsel unsurlarını oluşturur. CSS kullanmadan, sadece HTML ‘in içerisine stil kodları yazarak, CSS ‘de kullanılan kodları yazabilirsiniz. Fakat bu CSS gibi bir yapı varken çokta mantıklı değildir. Çünkü CSS web tasarım yapmayı son derece kolaylaştıran bir yapıdır. Örneğin sayfa1.html ve sayfa2.html diye 2 farklı sayfa olduğunu varsayalım. Bu sayfaların ikisinde de yazılar kırmızı, Arial fontunda, 12 punto olacak diyelim. CSS kullanmazsanız her iki sayfaya da bu özellikleri tanımlamanız gerekir. Halbuki CSS ‘de bu stil unsurlarını belirtmeniz ve her iki sayfaya da CSS dosyasının yolunu vermeniz yeterlidir.
Daha önceki pek çok konuda belirttiğim üzere HTML ve CSS son derece basittir. Bu nedenle, her ne kadar yazılım dili olmasalar da, yazılıma başlamak isteyenlerin önce HTML ve CSS öğrenmeye çalışarak, yazılım yapabilecek veya yapamayacaklarına dair kendilerini test etmelerini tavsiye ettim. Çünkü son derece basit diller olması nedeniyle, HTML ve CSS ‘i bile öğrenemeyen kişiler yazılımı öğrenmeleri son derece zor demektir.
HTML ve CSS, bir web sitesinin en temel ve olmazsa olmaz dilleridir. Şimdi biri çıkar “web sitesi yapmak için HTML ve CSS gerekmez” deme saçmalığında bulunmasın. Çünkü bu sayfalarda sırf muhalif olmak için çok saçmaladığını gördük…
PHP ve ASP.Net Bilme Gereksinimi
HTML ve CSS statik web siteleridir. Yani sadece görsel amaçlı, kendileri vesilesiyle işlem yapılamayan veya basit işlemler yapılabilen dillerdir. Örneğin sadece HTML ve CSS kullanarak, içerik girişleri, içerik listelemeleri ve içerik araması yapabileceğiniz bir web sitesi yapamazsınız. Bu tarz web siteleri yapabilmeniz için PHP ve ASP.Net gibi, dinamik web siteleri yapabileceğiniz dilleri kullanmanız gerek. Dolayısıyla sadece HTML ve CSS ile web sitesi yapabilirsiniz fakat bu günümüzde geçerliliği olan bir web sitesi olmaz.
Javascript ile Web Tasarım Yapmak
Jacascript ‘te dinamik bir programlama dilidir. En önemli ve güzel özelliği siteye dinamik özellikler kazandırır. Örneğin slider, sayfa içerisindeki bir pencereyi kapatma, renk değiştirme ve akla gelebilecek pek çok özellik kazandırmak javascript ile mümkün. Javascript kodları, hem .js olarak bir dosyada, hem bir HTML dosyasında, hem de ASP.Net ya da PHP dosyasının içine yazılabilir.
Web sitesi yapmak için javascript bilmek zorunda değilsiniz. Javascript bilmeden de statik veya dinamik web siteleri yapabilirsiniz. Fakat siteye günümüz standartlarında veya günümüz standartlarının üzerine özellikler kazandırmak için javascript bilmekte büyük fayda var.
- Published in İzmir Web Tasarım
SASS Nedir?
SASS, Syntactically Awesome Style Sheets(Sözdizimsel Müthiş Stil Sayfaları) ifadesinin kısaltılmış halidir. En çok kullanılan CSS ön-işlemcilerinden biridir.
En Popüler CSS ön-işlemcileri şunlardır;
- SASS
- LESS
- Stylus
- PostCSS

SASS ve CSS Arasındaki Fark Nedir?
SASS , CSS yazmayı daha dinamik bir hale getirmek için ortaya çıkmıştır. Kısaca CSS ‘e bir programlama dili havası katmaktadır. CSS’ de bulunmayan pek çok özellik barındırır.(Değişken tanımlama, İç içe yapılar kullanma, Fonksiyon tanımlama,…)

Peki SASS Kullanmak İçin Ne Yapmayalım?
Birden fazla kullanma yöntemi vardır,
Bunlardan biri bilgisayarınıza indirip kurabiliceğiniz dönüştürücülerdir.
Dönüştürücüler kısaca yazmış olduğumuz .scss uzantılı dosyaları tarayıcıların anlayabileceği .css formatına dönüştürür.
En Popüler SASS-CSS dönüştürücüleri şunlardır;
- Koala
- Scout-App
- SimpLess
- Sassmeister
- TheSassWay
- Compass
- Prepros
Bir diğer yöntem ise Komut Satırı yardımı ile dönüştürmedir.
SASS’ın yerleşik olduğu dillerden biri Ruby’dir. Bu yüzden ilk önce Ruby’yi kurmamız gerekiyor, böylece SASS daha sonra Ruby üzerinden çalışabiliyor.
Sonrasında Komut Satırını açıyoruz ve aşağıdaki komutu yazıyoruz.
gem install sass
Peki bu gem ne anlama geliyor?
Gem, Ruby’de çalışacak bir yazılım veya uygulamanın parçasıdır. Kısaca bir eklenti diyebiliriz.
Kodu yazdıktan sonra ilgili dosyaların yüklenmesi 1-2 dakika alabilir.
Artık SASS’ı kullanmaya hazırız, Komut Satırından SASS kodlarını yazacağımız dizine gidiyoruz, sonrasında şu kodu komut satırına yazıyor.
sass –watch scss:css
Yazmış olduğumuz komut sürekli olarak sass dizini tarayıp bir değişiklik olduğunda, değişiklik olan .scss uzantılı dosyayı .css formatına dönüştürür.

- Published in İzmir Web Tasarım
Yasal E-Ticaret Siteleri Kazanacak
Her ne kadar 5-20 bin TL arası para cezası, kısa sürede kayıt zorunluluğu gibi sorunlar e-ticaret sitesi sahiplerinin bu sisteme karşı antipati duymasına neden olsa da, bu işten ciddi oranda kazançlı çıkanlar yine yasal e-ticaret sitesi sahipleri olacak. Zira yasal e-ticaret sitesi sahipleri şirket kurmak için bir dünya işlem yapmakta, her ay ve yıl ciddi oranda, muhasebeci ücreti, ofis ya da dükkan kirası ve vergiler ödemekteler. Yasal olmadan, yani bir şirket sahibi olmadan satış yapanlar ise bu giderlerin hiçbirine sahip olmadıkları için kazançlarının tamamı ceplerinde kalmakta. Hatta bu sayede piyasadaki ürün ve hizmet fiyatlarını ciddi oranda düşürmekteler. Hal böyle olunca yasal hareket edenler kaybeden konumunda iken, yasa dışı hareket edenler kazançlı konumunda görünmekteler.
ETBİS ile artık önüne gelen e-ticaret sitesi kuramayacak ve satış yapamayacak. Tabi işin birde sosyal medyadan satış boyutu var. ETBİS buna çözüm getirebilecek mi meçhul. Zira ETBİS sadece internet sitesi kurup satış yapanların sisteme kaydını tutan bir sistem. Yasal olup sadece sosyal medyadan satış yapan kişilere yönelik bir çalışma yok. Dolayısıyla yasa dışı olup sosyal medyadan satış yapanların denetiminin yapılması da söz konusu olamıyor. Bu noktada iş yine “bilinçli tüketici” kavramına geliyor. Yani sosyal medyadan alacak ürün arayan kişilerin öncelikle satış yapan sosyal medya hesabının internet sitesine, sonra o internet sitesinin www.eticaret.gov.tr ‘de kayıtlı olup olmadığını kontrol etmesi gerekiyor.
Şikayetler Daha Kolay Sonuca Bağlanacak
Eskiden bir e-ticaret sitesinden alışveriş yapan müşteriye ürün gönderilmez ise müşteri tüketici hakları mahkemesine giderdi. Oradan da “elinizde faturanız yoksa işlem yapamayız” gibi saçma bir cevap alınabiliyordu. Ürün gelmemiş ki faturası gelsin… Şimdi bu sistem ile e-ticaret sitesinden alışveriş yapan kişiye ürün gönderilmez ise, e-ticaret sitesinin şikayet edilmesi durumunda direkt ilgili sitenin kaydı var mı yok mu ona bakılacak. Yok ise kısa sürede para cezası kesilmesi ya da e-ticaret sitesinin kapatılması söz konusu olabilecek. Var ise sistemdeki veriler vesilesiyle söz konusu satış gerçekleşmiş mi, gönderim yapılmış mı görülebilecek.
Tabi bu sadece işi kolaylaştırma adına olan bir gelişme. İşin uygulanışı, mevcut yasa dışı faaliyetler için yapılan şikayetlere bakarak anlamak mümkün olabilir…
İstatistiki Veriler Toplanacak
ETBİS ‘in kuruluş amaçları arasında Gümrük ve Ticaret Bakanlığı web sitesinde sürekli vurgulanan unsur istatistiki verilerin toplanması. Yani 1 yılda ülkemizde e-ticaretten kaç ürün satılmış, kaç para kazanılmış, hangi ürünler ağırlıklı olarak satılmış gibi istatistiksel veriler toplanacak ve bunların analizi yapılacak.
Bunun e-ticaret sitesi sahipleri ya da e-ticaret sitesi müşterilerine çokta faydası olan bir tarafı yok. Potansiyel faydası ise, devletin bu verileri dikkate alarak çeşitli imkanlar sunması ve kolaylıklar sağlaması olabilir. Tabi “X üründen çok fazla satılıyor, biz buna ek vergiler koyalım” da denebilir…
- Published in İzmir Web Tasarım
CSS Nedir?
CSS İngilizce Cascading Style Sheets kelimelerinin kısaltmasıdır. CSS HTML elemanlarının nasıl gösterileceğini belirler. Yani HTML elemanlarına stil vermek için kullanılırlar. Bu stiller, bir başka deyişle CSS, HTML 4.0 ve ondan sonraki HTML sürümlerine eklenmiştir. HTML 4.0′dan önce stilleri HTML Attributeları kullanılarak yapılıyordu. Ancak bu iş tek tek yapılması gerektiği için çok zahmetli ve çok uzun süren bir işti. CSS’in gelmesiyle birlikte birçok HTML elemanını tek bir CSS koduyla stillemek mümkün olduğundan CSS işten çok tasarruf ettiren bir kodlama biçimidir. CSS ile birlikte stil kodları HTML dosyalarından ayrı dosyalarda yazılabilirler ve birden çok HTML dosyası aynı stil dosyasını kullanabilir.Günümüzde en çok kullanılan css dosyası bootstrapt.css dir. Sizde indirip ücretsiz deneyebilirsiniz.

CSS Kodlama ile Neler Yapılabilir?
Yaygın inanışın aksine, yazılan CSS kodları sadece web sitelerini daha görsel ve estetik bir görünüme kavuşturmak için kullanılmaz. CSS’in web sitesinin ziyaretçilerine daha üst düzey bir kullanıcı deneyimi yaşatmaya olanak tanıyan birçok güçlü özellikleri vardır. Web sayfalarında sadece CSS ile yapılabileceğiniz işlemlerin dışında; CSS, HTML ve JavaScript dilinin gücünü birleştirerek oldukça etkileyici sonuçlar elde edebilirsiniz.

Yazı boyutlandırma, farklı başlık stilleri, kenar süsleri, gölgelendirme, yatay ve dikey menüler, sayfa mizanpajı ve renklerle ilgili işlemler gibi birçok işlem sadece CSS kodları kullanılarak gerçekleştirilebilir. CSS kodları web sayfalarında temel düzeydeki geçiş efektleri ve basit animasyonlar gibi çeşitli işlemlere de izin verir. Tablo ve form elemanlarına yazdığınız kodlar ile sitelerinizi daha etkileşimli hale getirebilirsiniz.
CSS, HTML ve JavaScript’in sahip olduğu potansiyelin harmanlanması sayesinde oluşturulan birçok üst düzey geçiş efekti, animasyon ve menü tasarımları ile ziyaretçilere daha gelişmiş bir web deneyimi yaşatılabilir. HTML5 ve CSS’in son sürümü olan CSS 3’ün birlikte etkin kullanımı ile oldukça etkileyici web tasarımları gerçekleştirilebilirsiniz. Daha gelişmiş web animasyonları için çeşitli JavaScript kütüphanelerinden de faydalanabilirsiniz.
- Published in İzmir Web Tasarım
Blog Yazarak Para Kazanmak
Blog’dan para kazanmak için 2 temel seçenek var. Bu seçenekler reklam servisleri ve sponsorluklar olarak ikiye ayrılsa da, kendi içerilerinde yine çeşitli seçeneklere sahip. İnceden bunları ele alalım.
Reklam Servisleri
Reklam servisleri, reklam verenler ile reklam yayıncıları arasında köprü görevi gören servisleridir. Sistem özetle şu şekilde işlemektedir; Reklam verenler, reklam servislerinden reklam oluştururlar. Sizde reklam servislerinden reklam yayınlama kodu alarak sitenizde reklam göstermek istediğiniz yer(ler)e eklersiniz. Ardından reklam verenlerin reklamları sitenizde reklam kodu eklediğiniz yerde görüntülenmeye başlar. Buradaki en dikkat edilmesi gereken unsur, reklam verenler tıklama başına ne kadar para verirse, o reklam verenin reklamına tıklanması durumunda, maksimum reklam verenin tıklama başına verdiği para kadar kazanırsınız.
Reklam servisleri arasında en popüler ve güvenilir olanı ise Google AdSense reklam servisidir. Fakat her isteyen ve her site sahibi kolaylıkla Google AdSense hesabı oluşturamaz. Çünkü Google AdSense ‘in kriterleri nedeniyle her başvuruyu kabul etmez. Başvuru yapılan sitenin belirli bir kaliteye ve içeriğe sahip olmasını bekler. Bir kere hesap oluşturmayı başardıktan sonra başka bir site açar açmaz reklam ekleyebilirsiniz. Tabi o sitenin yetişkin içerikli, telif haklarını ihlal eden ve benzeri kurallara aykırı içeriklere sahip olmaması gerekiyor. Aksi halde AdSense hesabınız banlanıyor ve o ana kadar kazandığınız tüm ücret Google ‘ın kasasında kalıyor.
Tüm bunların yanı sıra belirttiğimiz üzere reklam verenlerin belirlediği tıklama başına ücret çerçevesinde kazanç sağlandığından ve ülkemizde reklam verenler çok düşük rakamlarda ücretler verdiğinden, bir tıklamadan elde edilen gelirde çok düşük olmaktadır. Bu nedenle yurt dışındaki ziyaretçileri hedefleyen, yurt dışından reklam tıklaması alan siteler daha çok para kazanma imkanına sahiptir.
Bir reklama tıklandığı anda hemen tıklama başına ücreti hak etmezsiniz. Reklama tıklayan ziyaretçi, yönlendirildiği sitede biraz vakit geçirmeli. Reklamlara kendiniz tıklama çakallığını da Google yememekte, kısa ya da uzun vadede tespit etmekte ve yine tespit ettikten sonra hesabınızı banlamaktadır. Hesabınız banlanınca yine kazançlarınız Google ‘ın kasasında kalmaktadır.
Hepsinden ziyade AdBlock gibi reklam engelleme uygulamaları, reklam yayıncılarının gelirlerini fazlasıyla düşürmüş durumda.
Sponsorluklar
Blog yazarak para kazanma konusunda en iyi kazanç imkânını sponsorluklar sağlar. Zira sponsorluklardan, reklam servislerinden kazanılacağından daha fazla kazanç sağlamak mümkün. Tabi bunun içinde sitenizin belli bir seviyede olması gereklidir.
Söz konusu seviye ise sitenin yaşı, günlük ziyaretçi sayısı, tasarımı, aktifliği, otoritesi, (her ne kadar kalite bazlı sitenin niteliğini net ifade etmese de) alexa ‘da sıralaması sitenizin sponsor bulmasında ve sponsorluk ücretinde rol oynayan unsurlardır. Siteniz ne kadar söz konusu kriterlerde üst seviyelerde ise sponsorluklardan o kadar yüksek ücretler kazanır, ne kadar alt seviyelerde ise o kadar az kazanırsınız.
Tabi sadece bu kriterler fiyat konusunda belirleyici role sahip değildir. Sitenin kategorisi de son derece öneme sahiptir. Yani sağlık alanında bir siteniz varsa ve ortalama günlük 1.000 ziyaretçiniz varsa, standart ve günlük 1.000 ziyaretçiye sahip bir haber sitesinden daha yüksek ücretlerde sponsorluklar alabilirsiniz. Çünkü sizin sitenizi ziyaret edenlerin hemen hemen hepsi sağlık konuları ile ilgilenen kişilerdir. Dolayısıyla sağlık alanında hizmet ya da ürün satışı yapan kişi veya firmalar haber sitelerini değil, sizin sitenizi tercih ederler.
Birden fazla alanda sponsorluklar alınabilir. Bunların en popüleri tanıtım yazısı olmaktır. Diğerleri banner reklam, ürün sponsorluğu, link, pop-up reklam şeklinde sayılabilir.
- Published in İzmir Web Tasarım
Makale Yazarak Para Kazanmak
Makale yazarak para kazanma imkanı nasıl doğuyor diye merak edecek olursanız, bunun başlıca nedeni Google =) Çünkü Google özgün, kaliteli, her bir konuda minimum 300 kelimelik içerik bulunan web sitelerine değer veriyor ve o web sitelerini üst sıralara çıkarıyor. Hal böyle olunca küçük ya da büyük fark etmeksizin bütün web siteleri minimum 300 kelimelik içeriklere ihtiyaç duyuyor.
Tabi bu içerik ihtiyacını sitelerin kendisi her zaman karşılama imkanına sahip olamıyor. Diğer yandan kendi bünyelerinde bir yazar bulundurmak, astarının yüzünden pahalıya gelmesine neden olabiliyor. Bu nedenle “Makale Yazarak Para Kazanmak” isteyen kişilerin yazdıkları makaleleri satın almak web sitesi sahiplerine daha cazip geliyor.
Türk dil kurumu makale kelimesi için şu açıklamayı yapıyor; Bilim, fen konularıyla siyasal, ekonomik ve toplumsal konuları açıklayıcı veya yorumlayıcı niteliği olan gazete veya dergi yazısı. Bu açıklama biraz çağımızın gerisinde diyebiliriz. Zira makaleler artık sadece gazete ve dergilerde değil, ağırlıklı olarak internet sitelerinde yayınlanıyor.
Dolayısıyla herhangi bir gazete ya da dergide çalışan olmanıza gerek duyulmaksızın makale yazabilir ve yayınlayabilirsiniz. İsteyen herkes makale yazabilme imkanına sahip olsa da, makalelerin belli standartlarda ya da belli standartların üstünde olması gerekiyor. Aksi halde okuma yazma bilen bir okul çocuğu dahi makale yazabilir fakat bu çokta nitelikli olmaz.
Öncelikle nitelikli bir makale yazmak ya da makale yazarı olmak için o konuda ziyadesiyle bilgi sahibi olmanız gereklidir. Bilgi sahibi olmak için de illa o konunun okulunu okumanız gerekmiyor. Zira internet size her konuda sonsuz bilgi sunuyor. Dolayısıyla makale yazacağınız konuda internete girip, ayrıntılı bir araştırma yapmalı, karşınıza çıkan ilk kaynaktan değil, çok sayıda kaynaktan yararlanmalısınız. Her bir kaynağı anlayıp, yorumlayabilecek şekilde okumalısınız.
Sonraki adım ise dil bilgisi kuralları. Elbette bir edebiyat kitabı yazacak hassasiyette dil bilgisine sahip olmak zorunda değilsiniz. Fakat kelimeleri doğru şekilde yazmalı, cümleleri doğru kurmalısınız. Neyse ki bunun için Microsoft Office Word programı imdadınıza yetişiyor. Microsoft Office Word programı yanlış yazdığınız kelimeler, bozuk kurduğunuz cümleler için sizi uyarıyor. Hatta uyarmakla kalmıyor, kelimenin nasıl doğru yazılması gerektiği, cümlenin nasıl kurulması gerektiği konusunda tavsiyeler veriyor.
- Published in İzmir Web Tasarım
Küçük Firmada Çalışmanın Dezavantajları
Maaş Sorun Olabilir; Küçük bir firmada çalışmanın en büyük sorunu maaş sorunudur. Aldığınız maaş kurumsal bir firmaya nazaran çok daha azdır. En önemlisi de maddi imkanları rahat bir firma değilse her ay ödeneceği taahhüt edilen gün maaş ödemeleri ciddi bir sorun olabilir. Dolayısıyla ödemelerinizi ya da planlarınızı gerçekleştirme konusunda kesin konuşmanız mümkün olmayabilir.
İşe Gitmek Meseledir; Küçük firmalarda çalışan sayısı az olduğundan işe gitmek bir servis ile değil, toplu ulaşım aracı ile sağlanır. Bu da her gün domates olarak toplu ulaşım aracına binip, aşırı sıkışık ortam nedeniyle salça olarak inmek anlamına gelir.
İşten Çıkarılma İhtimali Yüksektir; Küçük firmada çalışan kişi firma için hayati bir öneme sahip değilse işten çıkarılma daha kolaydır. Zira küçük firmalar maddi imkanları geniş olmadığından, ufak bir ekonomik sorunda gelir kaybına uğrarlar. Bu da şirket giderlerini azaltmak anlamına gelir. İlk ve en büyük firma gideri olarak çalışan akla gelmektedir. Bu nedenle firmanın ekonomik bir sıkıntı çekmesi durumunda ilk yapacağı şey çalışanı işten çıkarmaktır.
İşten çıkarmanın bir diğer nedeni çalışanın kıdem tazminatı hak etme durumudur. Bazı küçük firmalar, işe adapte süreci uzun zaman almayan işlerde çalışanların kıdem tazminatı hak etme durumu olmasın diye sürekli eleman değiştirir.
Yıllık İzinler Sorun Olabilir; Küçük firmalarda çalışan eleman sayısı her daim işin yoğunluğuna göre belirlenir. Her elemanın, her daim yapacağı bir iş vardır. Bu da o elemanın uzun süre yokluğunda sıkıntı çekilmesi anlamına gelir. Eğer o eleman uzun süre yok olmasında sıkıntı çekilmeyecekse, zaten ona verilen paranın boşuna olduğu düşünülür ve işten çıkarılır. Dolayısıyla yıllık olarak 2 hafta kabul edilen tatil izninin verilmesi de, çalışanın bu hakkını kullanması da sıkıntıdır.
Mesai ücreti Yoktur; Mesai ücreti diye bir kavram yoktur. Eğer acil bir işin yetişmesi söz konusu ise o işin yetişmesi için yapılabilecek her şey mubahtır. Buna karşılık mesai ücreti söz konusu değildir.
Yemek Sorun Olabilir; Yemekler bazı küçük firmalarda avantaj olduğu gibi bazı küçük firmalarda da ciddi dezavantaj olabilir. Bazı küçük firmalar çalışanın yemek ihtiyacını ya gidermez ya da gidermesi için aylık belli bir miktar ekstra ücret öder. Her iki koşulda da öğle yemeklerinde ne yenileceği ciddi bir sorun haline dönüşebilir. Yemek için verilen para, aylık yemek giderinizi asla karşılamaz. En az 1 hafta kendi cebinizden yersiniz.
Çalışma Saatleri Sorundur; Büyük firmalarda çalışma saatleri kontrol altında tutulduğundan ne kadar çalıştığınız ya da çalışmadığınız ispatlanabilir. Fakat küçük firmalarda böyle bir imkan yoktur. Haftalık yasal çalışma süresi 45 saattir ve 45 saati aşan süre mesai anlamına gelir. Küçük bir firmada haftalık 60 saat bile çalışsanız, çalışma süreniz kayıt altında olmadığı için bunu ispatlayamazsınız. Bu da küçük firmalarda haftada 45 saatin üzerinde rahatlıkla çalıştırılmanız anlamına gelir.
Haftalık İzin 1 Gün; Bu durum, büyük küçük fark etmeksizin bütün özel sektör firmalarında görülen bir durumdur. Fakat kurumsal bir firmada günde 9 saat çalışmışsanız haftada 2 gün izin yaparken, küçük bir firmada günde 9 saat çalışırsanız haftada 1 gün izin yaparsınız. Yani siz aslında 2 gün izin hak etmişken “cumartesi yarım gün” bahanesiyle 6 saat çalışır, normalden 3 saat erken işten çıkarsınız. 9’un yarısı 4 buçuk iken 6 saat çalışmaya artık nasıl yarım gün deniliyorsa…
- Published in İzmir Web Tasarım
Küçük Firmada Çalışmanın Avantajları
İşe Girmek Kolaydır; Küçük bir firmada işe girmek kurumsal bir firmada işe girmeye nazaran çok daha kolaydır. Bunun başlıca nedeni küçük firmalara yapılan iş başvuru sayısının, kurumsal firmalara nazaran çok daha az olmasıdır. İş başvuru sayısı az olunca, sizin CV’niz sadece mezuniyet durumunuza göre değil diğer niteliklerinize göre de değerlendirilir. İyi mezuniyet durumuna sahip kişiler çok fazla küçük firmalara başvurmadığından, diploması iyi olmayan fakat bilgisi iyi olanların şansı daha fazladır.
Samimi ve Sıcaktır; Küçük firmalarda çalışan sayısı az olduğundan arkadaşlıklar daha sağlam olur. Çünkü arkadaş seçme alternatifiniz fazla değildir ve karşılıklı olarak anlaşmazlıklardan daha uzak durulmaya çalışılır.
Kuyunuz Kazılmaz; Yine çalışan sayısının az olmasından kaynaklı olarak kuyunuz kazılmaz. Çünkü genel olarak belli bir alandaki işi bir ya da iki kişi yapmaktadır. Eğer o kişilerden biri işten çıkar ise bunun sıkıntısını herkesin çekeceğinin bilinmesinden dolayı kimse kimsenin kuyusunu kazmaz.
Rekabet Ortamı Yoktur; Küçük firmalarda şef, müdür yardımcısı, müdür, genel müdür gibi mevkiler olmadığından bir rekabet ortamı yoktur. Çalışanlar şef, müdür ve diğer mevkilerden birine sahip olmak adına kimse ile rekabete girişmez. Dolayısıyla bu durum şirket içi ilişkilere zarar vermez.
Yönetici İlişkileri Yakındır; Büyük kurumsal firmalarda çalışan yöneticiler firma sahibi havalarında ve genel olarak egoları yüksek kişiler olurlar. Fakat küçük firmalarda sadece firma sahibi yöneticidir ve iyi firma sahipleri firmalarının iyiliği için çalışanlar ile iyi ilişkiler içinde olması gerektiğini bilir. Dolayısıyla egosunu tatmin etmeye çalışan yönetici yok denebilir.
Adaletsizlik Neredeyse Yoktur; Yine şef, müdür yardımcısı, müdür, genel müdür gibi mevkilerin olmamasından dolayı adaletsizlik büyük kurumsal firmalara nazaran daha azdır. Siz küçük bir firmada yıllarınızı harcamanıza rağmen başınıza yönetici olarak, sırf diploması iyi diye işi sizden daha az bilen birini dikmezler ve bu da sizde haksızlığa uğradığınız duygusunu uyandırmaz.
Performans Değerlendirme Derdi Yoktur; Büyük firmalarda “bir yıllık gösterilen performansın değerlendirilmesi” adı altında “bir yıllık yapılan köleliğin ölçümü” diyebileceğimiz performans değerlendirme saçmalığı yoktur. Çünkü sizin ne kadar çalışıp çalışmadığınız sürekli gözler önündedir. Bunun için yıllık bir değerlendirmeye gerek duyulmaz.
Yemekler Ev Ortamında Yenilir; Bu bütün küçük firmalarda olan bir şey değildir elbet. Fakat günümüzde bir çok imkanı olan ve çalışanlarına önem veren firma bunu yapmaktadır. Ofisler genel olarak daireleri ev olarak kullanılan apartmanlarda olduğundan bir mutfağa sahiptir. O mutfakta yemek hazırlayan bir abla vardır. O abla ev yemeği yapar, öğle aralarında meyve, çay servisi yapar.
Sorunlar Daha Kolay Çözülür; İşle alakalı ya da kişisel bir sorununuz olduğunda, direk olarak firma sahibi ile iletişim kurabildiğinizden iş ile alakalı ya da firma ile alakalı sorunlarınız çok daha kısa sürede ve kolay çözülür. İşle alakalı bir sorun olduğunda “Teknik departmana git, oraya söyle sorununu çözsünler” gibi bir cevap alıp, sorunun çözülmesi için saatlerce uğraşmaz, meydana gelen sorun nedeniyle işi yapamamanız durumunda sıkıntısını siz çekmezsiniz. Kişisel bir probleminizin çözümü konusunda egosu olan bir yönetici karşınızda yüz yılın iyiliğini yapıyormuş gibi tavır takınmaz.
- Published in İzmir Web Tasarım
Kurumsal Firmada Çalışmanın Dezavantajları
İşe Girmek Zordur; dezavantajlar kapıda başlar. İşe girmek için rakipleriniz vardır. Çeşitli mülakatlara girersiniz. Büyük oranda eğitim durumunuza göre görüşmeye kabul edilirsiniz.
Yemekler Sıkıntılı Olabilir; Yemekler büyük oranda standarttır. 1-2 çeşit yemek çıkar ve o yemeğin damak zevkinize uygun olup olmamasının bir önemi yoktur. Hatta çok fazla çalışanı olan şirketler maliyetten kısmak için ucuz yemek şirketleri ile anlaşır. Sağlam bir mideye sahip değilseniz sıkıntı yaşayabilirsiniz. Yemek sırası muhabbeti de ayrı bir derttir…
Samimiyetsizdir / Yalandır; Orada kurulan arkadaşlıklar, dostluklar büyük oranda samimiyetsiz ve yalan olur. Firma bünyesindeyken “canım, cicim” olduğunuz kişiler, siz firmadan ayrıldıktan sonra bir daha sizi arayıp sormayabilir. Oradaki ilişkiler çoğu zaman profesyonel ve çıkar amaçlı ilişkilerdir.
Kuyunuz Kazılır; Siz çalışmayı seven ya da firma bünyesinde kariyer yapmak isteyen biriyseniz sevilmezsiniz. Yaptığınız işi kötüleyen, sizi sağda solda çekiştiren birileri muhakkak vardır. Bunun yanı sıra iş ortamında sosyalleşmez, kişiler ile iyi diyaloglar içine girmez ve kendi başınıza göre hareket ederseniz de çok sıkıntı çekersiniz.
Adaletsizlik Fazladır; Şirketin belirlediği kriterler gereği iyi maaş ve mevkiyi, o işi en iyi bilen, o işte en uzun süre emek veren kişiler değil, eğitimi iyi olan kapar. Bir işte yıllardır çalışan birinin tepesine yönetici diye, o işi hiç bilmeyen ama diploma sahibi birini dikerler. Sonra o işi bilen hem yöneticisine işi öğretir hem yapar hemde yöneticisinden daha az maaş alır.
Geç Kalmak Sorundur; Kurumsal firmalarda belli bir sistem vardır. Herkesin işe geliş saati bellidir ve herkesin o saatte işte olması beklenir. Bu nedenle geç kalınması durumu hoşgörü ile karşılanmayabilir. Dolayısıyla servis kaçırma korkusu kabus ile eş değerdir.
İzin Almak Zordur; Önemli bir işiniz olabilir ve izin almanız gerekebilir. Bu durumda izin talebinde bulunursanız, izin talebinde bulunulan yönetici size asrın kıyağını yapıyormuş gibi bir hal ve tavra sahip olabilir.
Giyim Kuralı ve Yaka Kartı Belası; Çoğu kurumsal firma giyim kuralı uygular. Bu daha çok çalışılan bölüm ile alakalıdır. Takım elbise ya da firmanın ilgili bölüm çalışanları için belirlediği özel giysilerin giyilmeden işe gelmeniz düşünülemez.
Hele birde yaka kartı belası vardır ki tam anlamıyla can sıkıcıdır. Tasma gibi sürekli boynunuzda olması beklenilir. Onu göstererek işe girer, çıkar, tuvalete, yemeğe gidersiniz. Attığınız her adımın izlendiğini bilerek iyice strese girersiniz.
Yöneticiler Ego Sahibidir; Özellikle çok çalışanlı şirketlerdeki yöneticilerin egoları atmosfer seviyesinde gezer. Alt mevkilerdeki çalışanlar ile çoğu zaman muhatap olmazlar. Kendilerine üst düzey bir saygı ve korku beklerler. Onların gözünde en değerli çalışan, en boktan esprilerine bile gülen, en imkansız isteklerine bile “yaparız, ederiz” diyen, en fazla ücretsiz mesaiye kalan, yaşadığı sorunları en az dile getiren çalışandır. Kendilerinin herkese, her şeyi söyleme lüksü vardır, lakin karşısındaki kişinin buna karşılık verme lüksü yoktur.
Performans Değerlendirmeleri; Kurumsal firmalarda performans değerlendirmeleri her daim başa beladır. Bütün bir yıl çalışma performansına bakılarak maaş ve mevki artışı yapılır. Performans değerlendirme kriterleri genel olarak en fazla ücretsiz mesaiye kalan, en fazla yöneticilerin saçma isteklerini sorgusuz sualsiz yerine getiren ve en fazla yaşamak için çalışan değil çalışmak için yaşayana göredir. Dolayısıyla performans değerlendirmesine “en iyi kölelik yarışması” diyebiliriz. Bu yarışmanın sonucundan mutlu olan kişi sayısı çok azdır. Zira kimse maaş artış oranından memnun olmaz.
- Published in İzmir Web Tasarım


